Bağlanma ve Psikopatoloji
Bağlanma ve Psikopatoloji

Bağlanma ve Psikopatoloji

Bağlanma ve psikopatoloji ; çocukluk çağında ortaya çıkan güvenli, kaygılı ya da kaçıngan bağlanma stillerinin panik atak, depresyon, obsesif kompulsif bozukluk gibi hastalıklarla ilişkisi olarak ifade edilir. Erken yaşta ebeveynle kurulan ilişki kişilerin yetişkinlik dönemlerini de etkilemektedir. Bağlanma stilleri kaygılı ve kaçıngan olmak üzere iki temel boyutta ele alınır. Bağlanma ve psikopatoloji arasındaki ilişki ise yapılan çalışmalarla ortaya koyulmuştur.  Bu açıdan anne ilişkisi ve psikopatolojinin birbiriyle iç içedir.

Güvensiz ilişki geliştiren kişiler yalnızla ikili ilişkilerinde değil, stres altında oldukları diğer durumlarda da problem yaşayabilirler. Bu açıdan ilişki stilleri bazı diğer hastalıklara da neden olur.

Kaygı ve kaçınma olarak iki farklı boyuttadır. Bağlanma kaygısı; ilişkide her an terkedilme, reddedilmeye aşırı duyarlılıktır. Kaçınma ise; başkalarına yakın olmaktan ya da başkalarının yakın olmasından duyulan rahatsızlıktır. Kaçıngan kişiler kendilerini başka birine muhtaç hissetmek istemezler.

Benim Bağlanma Stilim yazımızı okuyun ve testi çözün!

İçindekiler
1. Bağlanma Stili Nedir
2. Kaçıngan Bağlanma Nedir
3. Araştırmalar Ne Söylüyor
4. İlişkilerde Bağlanma Stilleri
5. Kaçıngan Bağlanma Neden Olur
6. Kaçıngan Bağlanma Nasıl Düzelir
6. Bağlanma Terapisi Nedir

Bağlanma Stili Nedir ?

Peki kaygılı ya da kaçıngan bağlanma stili nasıl gelişir? Çocukluk çağında ebeveyn tarafından duyarsız ya da tutarsız bir şekilde yetiştirilen çocuk yetişkinlik çağında da bu ilişki örüntüsünü devam eder.

Çocuk stres altındayken annenin ya da bakıcının vermiş olduğu tepki çocuk için bir öğrenme yoludur.

Çocukla ilişkide; bakıcı (genellikle anne) çok kaygılıysa, yetersiz ya da dengesiz bir bakım sergiliyorsa, benmerkezci ya da orantısız bir şekilde müdahale ediyorsa, çocuk kendisini risk altında hissediyorsa bu durum kaygıya yol açar. Bu tür durumlar sonucunda kaygılı ilişki geliştiren çocuklar karşılaştıkları kaygı durumlarında yüksek enerji harcarlar. Olaylara ve davranışlara karşı seçici davranırlar. Kaygılı kişiler daha çok başkalarına yakın durmaya, hatta onlara yapışmaya ihtiyaç duyarlar.

Kaçıngan Bağlanma Nedir ?

Kaçıngan bağlanma ise; bakıcı (genellikle anne) tarafından çocuğa karşı mesafeli, kızgın ve soğuk davranışlar sonucunda ortaya çıkar. Bu tür ebeveynler çocuklarının duygularını ifade etmesine engel olur, duygularını bastırmalarını öğretmeye çalışır, çocuk duygusunu ifade etmeye çalıştığında ise bakıcı çocuğu dinlemez.

Duygularını ifade etmenin olumsuz bir şey olduğunu öğrenen çocuk ise ikili ilişkilerde duygularını ifade etmez. Yakınlaşmaktan korkar ya da kaçar. Duygu ve davranışlarını kontrol eder. Destek aramaz. Yalnız kalmayı tercih eder. Bu tür davranışlar ise bazen bedensel tepkilere, sık alkol kullanımına ya da kompulsif davranışlara dönüşür.

Yüksek kaygılı kişi; başkalarının onayına ihtiyaç duyar, daha kıskançtırlar, başkalarına bağlılık çok önemlidir, depresyona daha yatkındır.

Kaçıngan ise; başarıya çok fazla önem verir, yalnızlık ve kısıtlanmamak onlar için vazgeçilmezdir. Yakın ilişkiler tehdit edici olur. Yalnızlığı tercih ettikleri için depresyona yatkınlıklarının da yüksek olduğu ifade edilir. Çünkü içinde yaşadığımız kültür içerisinde ikili ilişkiler önemlidir. İkili ilişki kurmaktan kaçınan biri daha fazla “dışlanmaya” ve “yalnız kalmaya” itilir. Böylece kültüre uyum sağlamakta da zorlanır.

Araştırmalar Ne Söylüyor ?

Yapılan araştırmalar; kaygılı kişilerin Obsesif-Kompulsif Bozukluk, Panik Atak ve Depresyon’a daha yatkın olduklarını, çünkü bu kişilerin çocukluklarında umutsuz duygusunu sık sık yaşadığını,  başkalarının geri bildirimlerine çok önem verdiklerini, sürekli başkalarından onay ya da takdir görmek istediklerini, başkalarından almış oldukları onay sonucunda kendilerini de onayladıklarını, kendilerini onaylamanın başkalarının onayına bağlı olduğunu ifade etmektedirler. Bu yüzden ilgi ve sevgi gördükleri kişiyi kendilerine yakın tutmaya, çevresinden uzaklaştırmamaya oldukça fazla çaba harcarlar. Kendilerine yakın hissettikleri kişinin ilişkiden kopması ya da ulaşılamaz hale gelmesi onlar için bir risktir. Çünkü ihtiyaç duyulan sevgi ve ilgi de gitmiş olacaktır.

İlişkilerde Bağlanma Stilleri

Yapılan çalışmalarda bağlanma stillerinin evlilik ilişkisini etkilediği ortaya çıkmıştır. Eğer ki çiftlerden ikisi de güvenli ise ilişkilerinde daha mutlu oldukları ifade edilir. Tabii ki bazı durumlarda ilişkilerde mutsuzluk ortaya çıkar. Bu kaçınılmaz bir durumdur. Ancak evlilik sürelerinin daha uzun olduğu da araştırmalarla ortaya konmuştur. Diğer taraftan ise güvenli ve kaygılı bireylerin ilişkisi de uzun sürer. Çünkü güvenli bağlanan kişi kaygılı bağlanan kişiye ihtiyacı olan güveni verir. Böylece kaygılı partnerin kaygılı davranışları azalır. Ancak kaygılı ve kaçıngan ilişkisi oldukça sancılı devam eder. Biri güven ve ilgi isterken diğeri ilişkiden uzaklaşmak ister. İlişki talebi olmaz. Bu yüzden kaçıngan bağlanan ilişkiden gittikçe kaygılı bağlanan tekrardan döner. Çünkü sürekli düşündüğü “ben sevilmez biriyim, hata yaparsam terk edilirim” düşüncesi gerçek olmuştur! Öyleyse kendisini suçlu görür. Bu yüzden sık sık tekrardan partnerine dönmek ister.

Kaçıngan Bağlanma Neden Olur

Kaçıngan bağlanma neden olurla ilgili araştırmalar mevcuttur. Çocukluk çağı yaşantıları yetişkin ilişki stillerini direkt olarak etkiler. Anneyle olan ilişki çocuğun kaçıngan olmasına neden olur. Diğer yandan erken yaş travmaları, istismar ya da terk edilme de bu kaçıngan modele neden olur. Annenin çocuğa yeteri kadar güven vermemesi çocuğun ilişkilerden korkmasına neden olur. Bu ilişki tarzını benimseyen çocuk da yetişkinlik çağında bu bağlanma tarzını devam ettirir. Tabii ki burada annenin de bir suçu yok. Çünkü o da bu ilişki tarzına maruz kalmış. Bu yüzden nasıl yaklaşması gerektiğini bilmiyor olabilir. Kaçıngan bağlanan kişiler bu yüzden ilişkilerinde yakın olmak isteseler dahi olamazlar. Ancak bu tür bağlanma stillerinin terapi süreciyle değişmesi de mümkündür. Özetleyecek olursa çocukluk çağı travmaları ve anne ilişkisi direkt olarak bağlanma stilini belirler.

Kaçıngan Bağlanma Nasıl Düzelir

Bu soruya kaçıngan bağlanma nasıl düzelir olarak değil de bağlanma stilleri olarak cevap verelim. Çocukluk çağında ortaya çıktığını daha önce ifade etmiştir. Özellikle ilk 6 ay ancak genel anlamda 0-2 yaş arasında bağlanmaa stilleri ortaya çıkar. Babayla olan stil ise 2-3 yaş arasında ortaya çıkar. Çocukluk çağında ortaya çıkan ilişki tarzı yetişkinlik çağında da devam eder. Yani çocuk kaygılı stile sahipse yetişkinlik çağında da bu devam eder. Bu yüzden ilişkilere yüklediği anlam üzerine yapılan terapi süreci ile bağlanma stili değişir. Tabii ki bu her ilişki stilinin değişeceği anlamına gelmez. Düzenli bir şekilde terapiye devam etmek bağlanma stilleri üzerine farkındalık kazanılmasına yardım eder. Özet olarak güvenli bağlanan stile dönmek mümkün!

Kıskançlık ve Bağlanma

Romantik kıskançlığın da güvenli, kaygılı ve kaçıngan ilişki stilleriyle ilişkisi vardır. Eğer ki partner güvenli modele sahipse ilişki içerisinde romantik kıskançlık düzeyi düşüktür. Ancak kaygılı kişiler ilişkilerde daha kıskanç olur. Çünkü karşıdaki kişi her an gidebilir! Her an aldatır! O yüzden hep tetikte olması gerektiğine inanır. Sık sık sevgilisini arar. Merak eder. Telefonunu karıştırır. Hatta kısa bir süre ulaşamazsa çıldıracak gibi olur! Kaçıngan kişi ise ilişkiye bağlanmak istemez. Ona göre sık sık görüşmek uygun değildir. Bu yüzden romantik kıskançlık durumu ilişkilerinde pek ortaya çıkmaz. Ancak güvenli bağlanan kişi partnerine güvendiği için nerede nasıl tepki vereceğine inanır. Bu yüzde kıskançlık davranışı oldukça az ortaya çıkar.

Bağlanma Terapisi Nedir

Bağlanma terapisi nedir deyince aklımıza farklı bir bakış açısı gelir. Ancak diğer terapi kuramları gibi bir kuramsal model söz konusu değildir. Bu yüzden terapi ekolü olmaktan ziyade bir kuramsal model olarak karşımıza çıkar. Görüşme sürecinde ister istemez danışanın bağlanma stiline yönelik bilgiler göze çarpar. Geçmiş yaşantıda anne ile olan ilişkiye yönelik yapılan çalışmalara bu yüzden bağlanma terapisi adı verilir. Anne ile ilişki sürecinde özellikle ilk 6 ay oldukça önemlidir. Bu ilişkide çocuk güveni ve güvensizliği öğrenir. Güven durumu ilerleyen süreçlerde kaygıyı ortaya çıkarır. Böylece kişinin bütün yaşam süreci aslında ilişki stilinden etkilenmiş olurr.

Bu yüzden anne ve baba ile olan duygusal eksikleri terapi sürecinde konuşmak farklı bir bakış açısı kazanılmasına yardım eder. Çocuklukta kazanılan ilişki stilleri yetişkinlik çağına da aktarılır. Bu yüzden yetişkinlik çağındaki ikili ilişkiler direkt olarak bağlanma stilinden etkilenirr. Ancak ortaya çıkan ilişki stilinin yetişkinlik çağında kazanılan güven ilişkisiyle değişime uğradığı da ifade ediliyor. Bu yüzden anne çocuk ya da baba çocuk ilişkisini ayrıntılı şekilde ele almamız gerekir.

Eş Seçimi ile ilgili yazımıza da mutlaka göz atın!

 

Psikolojik Danışman Ergin DURAN

Benzer Makaleler

kabul ve kararlılık terapisi

Kabul ve Kararlılık Terapisi

Kabul ve Kararlılık Terapisi üçüncü dalga davranışçı terapiler arasında yer alır. Bireyin çocukluk yaşantılarına, çevresine …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir