Kadına Yönelik Şiddet Nedir
Kadına Yönelik Şiddet Nedir

Kadına Yönelik Şiddet Nedir?

Kadına yönelik şiddet, kadının ekonomik, fiziksel, cinsel ve psikolojik olarak acı çekmesi ile sonuçlanan veya sonuçlanması olası görülen her türlü toplumsal cinsiyete dayalı şiddet eylemleri anlamına gelmektedir. Kadına yönelik şiddet, toplumsal algılarla oluşmakta ve pekişmektedir. Kızını döven dizini döver, kadının yeri kocasının yanı… Seven erkek kıskanır gibi söylemler kadını kocasına bağlı hale getirir. Var olan şiddeti meşrulaştırır. Ataerkil yapı dünya tarihi boyunca var olan küresel bir durumdur. Erkeğin hakim olduğu yapıda kadına yönelik olan her türlü konu tartışmaya açılır. Ancak karar vericiler erkekler olur! Kadına yönelik şiddet söz konusu olduğunda dahi televizyonlarda erkeklerin konuştuğunu görebiliriz. Erkek iktidarı genelde kadına yönelik şiddeti fiziksel güç ile ortaya koymaktadır. Daha detaylı ele almak gerekirse;

Şiddetli İzleme ve Önleme Merkezi yazımızı mutlaka okuyun!

Erkek ve Kadına Şiddet

Erkek kültürel anlamda kadına yönelik hakimiyetini şiddet yoluyla kabullendirebileceğine yönelik bir algı içindedir. Bu tür kalıplar şiddet kavramını bir kişiye yönelik saldırı olarak nitelendirmektedir. Kadına yönelik şiddet kadının özgürlüğünü engelleyen her türlü şiddet girişimidir. Kadına yönelik şiddetin ortaya çıkış süreci eşitsizlikten doğar. Toplum arasında kabul edilmiş olan kadın ve erkek arasındaki güç eşitsizliğidir.

Güç Nedir?

Bu güç eşitsizliği kadınların hem kamusal alanda hem de özel alanda ayrımlara maruz kalmasını da göz önüne koymaktadır. Maalesef ki günümüzde de kadını ev içine hapseden ve özgürlüğünü kısıtlayan her türlü durumla karşılaşmaktayız. Oluşturulan bu yapay sınırlar kadınları her türlü alanda kısıtlamaktadır. Var olan ataerkil yapı ise kadına yönelik şiddet durumunu meşrulaştırma yolları aramaktadır. Unutulmaması gerekir ki kadına yönelik olan gerek fiziksel gerekse psikolojik her türlü söylem şiddettir. Eşine “salak” demek de “beceriksiz” demek de yemek yapmadı diye şiddet uygulamak da “şiddettir”. Kadının görevi evde eşine yemek hazırlamak değildir. Aile ve evlilik yapısı içerisinde evin sorumlulukları da kadın-erkek tarafından paylaşılmalı ve bölüştürülmelidir. Kadının doğumdan sonra belli bir süre çocuğuyla ilgilenmesi gerekmesi erkeğin görev ve sorumluluklarını kadına devrettiği anlamına gelmez. Toplumsal cinsiyet rolleri söylemlerle de kendisini ortaya koymaktadır. Bu yüzden bu algıyı ele almalıyız.

Toplumsal Cinsiyet Rolleri

Toplumsal cinsiyet rollerinin aktarılmasına özellikle aile içi sistemler önemli bir rol oynamaktadır. Bu durum kadının vajinadan erkeğin ise penisten ibaret olduğu anlamına gelir. Ancak temelde kadın ve erkek rolleri bunlardan ibaret değildir. Toplumsal roller erkeğin kadına rollerini anlatmasını, tanıtmasını hak görür. Erkeğin otoriter ve iktidar sahibi olduğunu düşünen her türlü yapı kadına yönelik şiddet durumunun artmasına neden olur. Özellikle Türkiye’de kadınlar toplumsal cinsiyet rollerinden kaynaklı olarak şiddete maruz kalıyor. Maalesef ki bu oran git gide artıyor. Kadınlara yönelik biçilen bu durum ise bazı yerlerde kadının kendisine yönelik şiddeti sorgulamasını engelliyor.

Boyun Eğme!

Kadın boyun eğdiğinde şiddete daha az maruz kalacağına inanmıştır. Bu yüzden yasal haklarını kullanırken korkar. Asıl problem susan kadını eleştirmek değildir. Şiddet uygulana erkeğin eğitilmemesidir. Bu konuda tüm ailelere istisnasız toplumsal cinsiyet rollerine dayalı eğitim verilmelidir. Kadınların tek görevinin ev işleri ya da çocuk bakımı olmadığı anlatılmalıdır. Erkeklerin rehabilite edildiği bir toplum çok daha sağlıklı bir toplum olur. Özellikle bu konuyla ilgili çalışma yapılması şarttır. Bu yüzden kadına yönelik şiddet durumunun son bulması kadının görevi değildir!

Toplumsal Cinsiyete Dayalı Şiddet Türleri Nelerdir?

Fiziksel Şiddet

Fiziksel şiddet ülkemizde en çok görülen şiddet türüdür. Bir kişinin beden bütünlüğüne yönelik her türlü zarar ve öldürücü girişim fiziksel şiddettir. Bu şiddet türü hafif düzeyde fiziksel şiddetten ölüme kadar geniş bir yelpazeyi kapsar. Tokat atma, bedenine zarar verme, saçını çekme, kesici aletlerle zarar verme, silah kullanma gibi farklı şekillerde ortaya çıkar. Fiziksel şiddet Türk Ceza Kanunu’na göre bir suçtur. Bu noktada fiziksel şiddet bir cinsiyet ayrımı söz konusu olmaksızın uygulanmaktadır. Türkiye’de genel anlamda töre ve namus cinayetleri kapsamında bu tür durumlar maalesef ki hala devam ediyor. Kadına yönelik şiddet genel olarak fiziksel olarak ortaya çıkar.

Cinsel Şiddet

Kim tarafından ortaya çıkarsa çıksın kadının istemediği bir cinsel aktiviteye zorlanması cinsel bir şiddettir. Kadına yönelik şiddet olarak kabul edilir. Eşi, sevgilisi, partneri, eski sevgilisi fark etmeksizin kadının hayır deme hakkı vardır. Kadınlık ve erkeklik rollerine dayalı erkeğin her türlü cinsel isteğinin yerine getirilmesi gibi bir durum söz konusu değildir. Bu nedenle kadın istemediği takdirde cinsel ilişkiyi reddedebilir. Eğer zorlandığını düşünüyorsa cinsel şiddete maruz kalmasıyla ilgili suç duyurusunda bulunmalı. Tecavüz, evlilik içi tecavüz, bir kişiye eşya gibi davranmak, istenilmeye cinsel ilişkiye zorlamak, fuhuşa zorlamak, hamile bırakmak, aşırı kıskanç tavırlarla kadının özgürlüğünü kısıtlamak gibi durumlar cinsel şiddettir. Özellikle zorla evlendirmek, kadın sünnetine maruz bırakmak, sözlü ve sözsüz cinsel davranışa zorlamak da cinsel şiddettir.

Ekonomik Şiddet

Ekonomik şiddet kadına yönelik şiddet türleri arasında en az dikkat edilen kısımdır. Oysaki çok önemlidir. Çünkü ekonomik olarak kadının özgürlüğünün kısıtlanması kadını eşinden para istemeye mecbur bırakır. Burada şiddet türü kadının mallarını ve kazançlarını elinden almak, para harcamasını kısıtlamak, kendi parasına yönelik yönetimine müdahale etmek, hesap sormak, ekonomik bağımsızlığının önüne geçmek, çalışmasını engellemek, zorla bir işte çalıştırmak gibi farklı farklı alanlarda ortaya çıkar. Kişinin ekonomi özgürlüğünün elinden alınmasının erkeklere bağımlı hale getirmesinin birincil kriteridir. Kendini özgür hissetmeyen kadın erkeğe bağımlı hale gelir. Böylece kadın şiddeti fark etmeden eşinin gösterdiği “izinlere” muhtaç hale gelir.

Psikolojik Şiddet

Psikolojik şiddet kadının kendisine yönelik olan inancını kaybetmesi, psikolojik bütünlüğüne ve kişilik haklarına yönelik bir saldırı olarak nitelendirilmektedir. Tehdit etme, hakaret etme, küfür etme, aşağılama ve yetersiz görme gibi durumlarda ortaya çıkar. Örneğin kadının arkadaş çevresiyle görüşmesinin engellenmesi, davranışlarının kısıtlanması psikolojik şiddettir. Ek olarak sevgisiz bırakma, ilgilenmeme, başka kadınlarla kıyaslama, umutlarını kırıcı konuşma, üstenci yaklaşma, yetersiz gösterme, eksik hissettirme, korkutma gibi durumlar psikolojik şiddettir. Psikolojik şiddet mağduru kadın depresyon , korku, özgüven eksikliği, benlik algısında zedelenme gibi durumlar yaşar. Böylece kendisine olan saygısı azalır. Kadına yönelik şiddet yazılarımız devam edecek.

Flört şiddeti yazımızı da özellikle okuyun!

EĞER SİZ DE EŞİNİZDEN ŞİDDET GÖRDÜĞÜNÜZÜ DÜŞÜNÜYORSANIZ SİTEMİZ ÜZERİNDEN ÜCRETSİZ ŞEKİLDE PSİKOSOSYAL DESTEK TALEP EDEBİLİRSİNİZ.

Benzer Makaleler

Boşanmanın Çocuklar Üzerindeki Etkileri

Boşanmanın Çocuklar Üzerindeki Etkileri

Boşanmanın çocuklar üzerindeki etkileri farklı farklı başlıklarla karşımıza çıkar. Ayrılık sadece eşler arasında gerçekleşmez. Bu …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir