Antisosyal Kişilik Bozukluğu
Antisosyal Kişilik Bozukluğu

Antisosyal Kişilik Bozukluğu

Antisosyal Kişilik Bozukluğu; farklı alanlarda kendisini gösterir.  Kavgacılık, sahte davranışlar ortaya koyma en belirgin özellikleridir. Hırsızlık, kumar bağımlılığı, aile ve sosyal yaşantıda sorumlulukları yerine getirmeme. Bazen aralıklarla bazen ise sık sık suç işleme, madde ve alkol kullanımı gibi özelliklerle de kendini göstermektedir. Antisosyal Kişilik Bozukluğu erkeklerde kadınlara göre daha sık görülür. Diğer yandan Antisosyal Kişilik Bozukluğu;

Bilerek ve isteyerek yangın çıkarma,

Diğer kişileri cinsel ilişkiye zorlama,

Canlılara gaddarca davranma,

Zarar verme, maddi anlamda sorumluluk üstlenmeme,

sık sık iş değişikliği ya da hiç çalışmama gibi durumlar olarak da ortaya çıkmaktadır.

Çocuklukta da bazen belirtileri ortaya çıkar. Antisosyal Kişilik Bozukluğu tanısı genel anlamda 18’li yaşlardan sonra tanılanır. 30-35 yaş civarında duraklama dönemine girer.

Antisosyal Kişilik Bozukluğu Nedeni Nedir?

Antisosyal kişilik bozukluğunun ortaya çıkış nedenleri ile ilgili yapılan araştırmalarda bu rahatsızlığın genellikle genetik ve psikososyal faktörlerden kaynaklandığı ifade edilmektedir. Bazı durumlarda ise kültürel değerlerin de antisosyal kişilik bozukluğuna yol açtığı ifade edilmektedir. Çocukluk yaşantısında ebeveynleri tarafından düşük ilgi, az sevgi etkili olur. Yetersiz bakım gibi durumlar oğlan ve kız çocuklarının antisosyal davranışlara yönelmesine de neden olabilmektedir.

8 yaş grubu ile yapılan çalışmada ;

  • aile grubunun kalabalık olması,
  • mental anlamda düşük performans,
  • ebeveynlerin olumsuz ve şiddet içeren tutumları,
  • sık sık şiddet görme ya da istismar edilme antisosyal kişiliğin gelişiminde etkilidir.

Bizim kültürümüzde ise düşük sosyoekonomik düzey, eğitim yetersizliği, ebeveynlerde suç örüntüsü, bir suça bulaşma sıklığı, ebeveynlerin çocukla kurduğu zayıf ve eksik bağ, yetersiz ilgi, şiddetle karşılaşmaları, ailede madde kullanımı öyküsü, erken yaşta suç işleme ya da aile üyelerinde suç işleme öyküsü gibi durumların önemli olduğu ifade edilmektedir. Erkeklerde antisosyal davranışlar genel anlamda askerde yaşantısında da sık sık problemler ortaya çıkmaktadır. Genel anlamda antisosyal kişilik bozukluğuna sahip bireylerde madde kullanımı ve alkol  kullanımı da sıklıkla görülmektedir. Yapılan çalışmalarda bu kişilerin aile öyküsünde de mutlaka bir madde kullanımı geçmişi ya da alkol bağımlılığı olduğu da ifade edilmektedir.

Antisosyal Kişilik Bozukluğu Biyolojik Faktörler

Yapılan araştırmalarda bu kişilerin forntal lobunda görülen farklılıkar, yüksek düzeyde testesteron miktarı, düşük düzeyde serotonin hormonuun biyolojik anlamda antisosyal kişilik bozukluğuna neden olduğu da ifade edilmektedir. Duygusal zeka anlamında ele alınacak olursa eğer; duygusal zekanın kişilerarası ilişkileri olumlu yönde etkileyen bir beceri olduğu ifade edilmektedir. Kişi duygularını akıllıca ve yararlı bir şekilde kullanabilir. Duyguyu anlayan biri ise karşı tarafta anlaşılma ve içtenlik duygularını ortaya çıkarmaktadır. Böylece başkalarının gözünde daha değerli ve entelektüel anlamda daha başarılı olarak görülmeyi sağlamaktadır. Nörofizyolojik anlamda bakıldığında, duygusal zekanın kişinin amigdalasıyla ilişkisi olduğu ifade edilmektedir. Amigdalanın; kişinin duyguları ve düşünceleri arasında bir köprü görevi gördüğü ifade edilmektedir. Antisosyal kişilik bozukluğu tanısı alan bireylerin ise duygusal zeka alanında yetersizlik gösterdiği de ifade edilmektedir.

Maddeler halinde antisosyal kişilik bozukluğu davranışlarını sıralayacak olursak;

Kişilerarası ilişkilerde tutarlılık ve devamlılık yoktur, sık sık tartışma yaşayabilirler.

İlişkilerinde ya da tartışmalarda dürtülerini kontrol edemezler, öfkelerini kontrol edemezler.

Düşüncelerini ifade etmek için uygun zamanı belirlemek çok zordur.

Davranışlarını engelleme, önüne geçme dürtüleri çok düşüktür.

Genel anlamda hareketlidirler.

Kendi yaşamlarıyla ya da aileleriyle ilgili sorumluluk almaktan kaçınırlar, sorumluluk almak onları çok zorlar.

Sorumluluk almadıkları için var olan yanlış durumlarda ya da yolunda gitmeyen işlerde karşı tarafı ya da yakınlarını suçlarlar.

Empatik düşünme becerileri düşüktür. Yaşanılan konuyla ilgili karşı tarafı anlamak ve anlamlandırmak, kendisini karşı tarafın yerine koymak çok güçtür.

Kendilerini değerlendiremezler o yüzden yaptıkları davranışlarla ilgili eleştirel düşünme becerileri ve eşikleri çok düşüktür.

Tutuklanma ya da cezaevine girmeye yönelik davranışlarda bulunmak, yasalara uymak zordur.

Sık sık yalan söyleyerek, çevresindeki kişilere takma isimler takarak onlarla alay etme, zevkleri için başkalarını dolandırma ön plandadır.

Gelecekle ilgili plan yapamazlar, programlı hareket etmek zorlayıcıdır.

Sık sık kavga ve dövüşlere katılarak başkalarının hakkına el uzatırlar. Bu durum sinirlilik ve öfke hallerini daha da arttırmaktadır.

Kendilerinin ya da başkalarının güvenliği onlar için çok önemli değildir. Riskli davranışları sık sık tekrarlarlar.

Demografik Özelliklere Göre Antisosyal Kişilik Bozukluğu

Yapılan çalışmalarda antisosyal kişilik bozukluğu okul öncesi çağlarda kendisini göstererek, ergenlik ve yetişkinlik çağlarını takip eder. Bu yüzden çocuklukta ve ergenlikte antisosyal kişilik bozukluğu davranışları bir haberci olarak nitelendirilebilir. Çocukluk ve ergenlik çağında; hırsızlık, sık sık kavgaya karışma, otoriteye karşı gelme, dürtüsel davranışlarda bulunma, erken yaşta alkol ve sigara kullanımı, cinsel davranışlar, okuldan kaçma davranışı, aileyle anlaşamam durumunda evi terk etme, kendine zarar verme, yalan söyleme, çevresindeki hayvanlara zarar verme ve bundan haz alma gibi davranış örnekleri çocukluk ve ergenlikteki antisosyal kişilik bozukluğu davranışlarının bir örneğidir.

Daha önceden de belirtildiği gibi oğlan çocuklarında kız çocuklarına göre antisosyal davranışlar daha sık görülmektedir, bu yüzden erkeklerin arkadaş çevrelerini de antisosyal davranışlarda bulunan kişilerden oluştuğu, bu tür davranışlara sahip kişilerle daha fazla arkadaşlık ettikleri ifade edilmektedir.

Sosyoekonomik açıdan ise antisosyal davranış gösteren çocuk ya da yetişkinlerin genel olarak düşük sosyoekonomik seviyedeki ailelerden geldiği ifade edilmektedir. Gelir düzeyi ile ebeveynlerin eğitim düzeyi arasında da bir ilişki olduğu ifade edilmektedir. Yani gelir seviyesi ve eğitim seviyesi arttıkça antisosyal davranışlar azalmaktadır.

Antisosyal Kişilik Bozukluğu Yaygınlığı

Erkeklerde %8, kadınlarda ise %3 oranında görülmektedir. Ancak hafif düzeyden ağır düzeye doğru ise %1.4 ile %22.7 arasında da bir dağılım gösterdiği de ifade edilmiştir.

Konuyla ilgili alanında uzman psikolog ya da psikolojik danışmanlardan online terapi alabilirsiniz.

Benzer Makaleler

psikolojik hastalıklar

Psikolojik Hastalıklar Nelerdir

Psikolojik hastalıklar nelerdir sorusuyla sık sık karşılaşıyoruz. Bu noktada bu soruları duymak ruh sağlığı çalışanları …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir