Anksiyete - KaygıDepresyon - ÖfkeOnline Terapi Psikolog

Herkese Yetişiyorum. Kendime Geç Kalıyorum.

Başkalarına yetişmeye çalışırken kendinizi ne zaman unuttunuz?

Sabah evden çıkmadan önce çocuğunuzun çantasını son bir kez kontrol ediyorsunuz.

İşe vardığınızda daha bilgisayarınızı açmadan bir çalışma arkadaşınız sizden yardım istiyor.

Öğle arasında annenizi aramayı unutmamaya çalışıyorsunuz.

Akşam iş çıkışı markete uğrayıp evde eksik olanları alıyor, sonra çocuğunuzu kurstan alıyorsunuz.

Eve geldiğinizde yemek hazırlanacak, çamaşır makinesi çalıştırılacak, ertesi gün için birkaç e-posta cevaplanacak.

Belki de sizin hayatınız biraz farklı.

Ailenizde bir sorun olduğunda ilk sizin telefonunuz çalıyor.

Arkadaş grubunda organizasyonu hep siz yapıyorsunuz.

İş yerinde yeni başlayan birine yine siz destek oluyorsunuz.

Kardeşiniz bir konuda fikrinizi soruyor.

Eşinizin aklındaki problemi birlikte çözmeye çalışıyorsunuz.

Birinin bir şeye ihtiyacı olduğunda akla gelen ilk isim yine siz oluyorsunuz.

Ve bütün bunları yaparken çoğu zaman şikâyet de etmiyorsunuz.

Hemen Seans Al

Çünkü seviyorsunuz.

Çünkü sorumluluk hissediyorsunuz.

Çünkü “Ben hallederim.” demek size doğal geliyor.

Sonra bir gün…

Uzun zamandır sadece kendiniz için yürüyüşe çıkmadığınızı fark ediyorsunuz.

Bir kafede tek başınıza oturup kahvenizi acele etmeden ne zaman içtiğinizi hatırlamıyorsunuz.

Ertelediğiniz doktor randevusunu…

Başlamak istediğiniz sporu…

Okumayı planladığınız kitabı…

Ya da sadece hiçbir şey yapmadan oturmayı…

Çünkü listenizde herkes var.

Bir tek siz yoksunuz.

İnsan bazen bunu bilinçli yapmaz.

Bir sabah uyanıp “Bugünden itibaren kendimi ihmal edeceğim.” demez.

Sadece zamanla, fark etmeden, herkesi kendinden önce koymaya alışır.

Ve en ilginç tarafı şudur:

Çevrenizdeki insanlar sizi fedakâr biri olarak görür.

Güvenilir biri olarak tanımlar.

“Ne zaman arasam açar.”

“Ne rica etsem geri çevirmez.”

“Onsuz bu iş olmaz.”

Bu cümleleri duymak güzel gelir.

Çünkü insan sevildiğini, ihtiyaç duyulduğunu hisseder.

Ama bazen bunun görünmeyen bir bedeli vardır.

Kendi ihtiyaçlarını sessizce ertelemek.

Kendinizi en sona koymak neden bu kadar kolay?

Çoğumuz bunu bencillikten uzak durmakla karıştırıyoruz.

Kendimize zaman ayırmayı, başkalarından zaman çalmak gibi hissediyoruz.

Oysa gerçek tam tersi.

Sürekli veren ama hiç dolmayan bir bardak düşünün.

Bir süre sonra içinde paylaşacak su kalmaz.

İnsan da böyledir.

Dinlenmeden ilgilenmek…

Nefes almadan destek olmak…

Kendini duymadan başkalarını dinlemek…

Bir süre sonra sadece yorulmaya değil, kendinden uzaklaşmaya da neden olur.

Belki son zamanlarda sık sık “Hiçbir şey yapmak istemiyorum.” diyorsunuz.

Belki eskiden keyif aldığınız şeyler artık sizi heyecanlandırmıyor.

Belki gün bitiyor ama sanki siz hiç yaşamamış gibi hissediyorsunuz.

Bu her zaman güçsüz olduğunuz anlamına gelmez.

Bazen sadece uzun zamandır herkes için güçlü olmaya çalıştığınız anlamına gelir.

Kendinize zaman ayırmak bencillik değildir

Toplum bize üretmeyi, yetişmeyi ve sorumluluk almayı çok erken yaşta öğretiyor.

Ama kimse bize şunu söylemiyor:

Kendiniz de sorumluluklarınızdan birisiniz.

Bir arkadaşınıza doktor randevusunu sürekli ertelemesini önerir miydiniz?

Sevdiğiniz birinin aylarca dinlenmeden çalışmasını normal karşılar mıydınız?

Muhtemelen hayır.

Peki aynı anlayışı neden kendinize göstermiyorsunuz?

Kendinize ayırdığınız yarım saat…

Sessizce içtiğiniz bir kahve…

Telefonsuz çıktığınız kısa bir yürüyüş…

“Bugün istemiyorum.” diyebildiğiniz küçük bir an…

Bunlar lüks değil.

Bunlar, iyi olmanın küçük ama önemli parçalarıdır.

Belki bugün her şeyi değiştirmenize gerek yok

Hayat bazen gerçekten yoğun olabilir.

Çocuklar büyütülür.

Projeler yetiştirilir.

Aile büyüklerine destek olunur.

Hayatın temposu her zaman bizim istediğimiz kadar yavaş olmayabilir.

Ama belki bugün kendinize şu soruyu sorabilirsiniz:

Ben en son ne zaman sadece kendim için bir şey yaptım?

Cevabını hemen bulamayabilirsiniz.

Belki de mesele budur.

İnsan bazen kendini bir anda kaybetmez.

Her gün biraz daha erteler.

Ve çoğu zaman bunu iyi bir insan olmaya çalışırken yapar.

Başkalarına yetişmek elbette kıymetlidir.

Birine destek olmak, yanında olmak, el uzatmak…

Bunlar hayatı anlamlı yapan şeylerden bazılarıdır.

Ama aynı özeni kendinize göstermediğinizde, bir gün dönüp baktığınızda en çok ihmal ettiğiniz kişinin siz olduğunu fark edebilirsiniz.

Belki bugün bütün yapılacaklar listenizi bitiremeyeceksiniz.

Belki herkes yine sizden bir şey isteyecek.

Belki yine koşturacaksınız.

Ama bu kez listenize küçük bir madde daha ekleyin.

Kendim.

Çünkü hayat bazen sizden daha fazlasını istemez.

Sadece öncelikler listenizde kendinize de küçük bir yer açmanızı ister.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir